ÖLÜMDEN TUTKUNU OLDUĞU FUTBOL SAYESİNDE KURTULDU

Fritz Walter, gerçek bir futbol tutkununun bu ismi duymamış olması imkansız. Ölümle burun buruna geldiği bir yolculuktan futbola olan tutkusu sayesinde kurtuldu. Fritz Walter’in Dünya Kupası’yla taçlandırdığı kariyerini ve hayat hikayesini sizin için derledik.

1945 yılında II. Dünya Savaşı’nın kaybedenlerinden biri olan Almanya’nın sayısı binleri bulan askerleri, ABD’nin savaş kampına teslim olmak zorunda kaldı. Burada bulundukları birkaç haftalık zaman diliminin ardından yapılan bir anlaşmayla Kızılordu’nun eline düşen Alman askerleri, kendilerini ölüme sürükleyecek olan bir yolculuğu beklemeye koyuldu.

“Ben de Sizinle Futbol Oynayabilir Miyim?” Sorusu Yıldız Bir Futbolcunun Hayatını Kurtardı

Esir Alman kafilesi, kendilerini ölüme getirecek yolculuklarında Ukrayna’ya ulaştı. Buradaki esir kampının gardiyanları, dondurucu soğuktan ısınabilmek ve vakit geçirebilmek adına kendi aralarında futbol maçları yapıyorlardı.

Esirlerin arasında öyle bir isim vardı ki göz kırpmadan mücadeleleri takip eden bir isim vardı: Fritz Walter. Gardiyanları gözünü kırpmadan izleyen Walter, futbol aşkına daha fazla engel olamadı ve kampın şeflerinden ben de oynayabilir miyim diye bir istekte bulundu.

Gardiyanların izniyle futbol maçına dahil olan Fritz Walter, yetenekleriyle adeta herkesin başını döndürdü ve yaptıklarıyla karşısındaki insanları şaşkına uğrattı. Gardiyanların arasından sadece birisi bu şaşkınlığa karşı koydu çünkü genç Walter’ı daha öncesinde tanıyordu.

Gardiyan Alman futbolcuya seni tanıyorum diye seslendi. Alman Milli Takımı ile Budapeşte’ye gelen Fritz Walter’in Makedonya’ya attığı iki golü unutmayan ve onun gerçek bir hayranı olan gardiyan onun kim olduğunu hemen fark etti.

Sibirya Ölüm Yolculuğundan O Muhafız Sayesinde Kurtuldu

Ukrayna’daki kampta sürelerini dolduran esir Alman askerleri için Sibirya yolculuğunun artık zamanı gelmişti. Yolculuk için bütün hazırlıkları tamamlayan ABD savaş kampı, yolculuk için esir yoklamasına geçti. Sıra Fritz Walter ve kardeşi Ludwig’e geldiğinde Alman futbolcunun büyük hayranlarından birisi olan Macar muhafız Walter kardeşlerin hayatlarını kurtardı. Muhafız, onlar bizden diyerek ölüm yolculuğundan kurtardığı kardeşlerin Ukrayna kampında kalmasını sağladı.

Savaş bitine kadar kampta kalan Walter, burada mükemmel futbol becerisini sergilemeye devam etti. Nihayet bir gün savaş sona erdi ve Fritz ve Walter kardeşler serbest bırakılarak ülkelerine geri döndü. Yıllar boyunca kampta esir olarak kalan genç futbolcunun tek hayali ise çocuklu aşkı olan Kaiserslautern formasını tekrar giymek ve yeşil sahalara yeniden dönmekti.

Bir Kupayla Bir Ulusun Kaderi Tümden Değişti

Yıllar 1954 senesine geldiğinde Almanya, hala II. Dünya Savaşı’nın izlerinden tam anlamıyla kurtulamamışken 34 yaşına gelen ve futbol hayatının son günlerini yaşayan Fritz Walter ile İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupası’na katılma kararı aldı.

Bu Dünya Kupası, bizim Türk Futbol Tarihi’miz için de oldukça büyük bir öneme sahip. Suat Mamat, Turgay Şeren ve Lefter Küçükandonyadis önderliğinde Türkiye ilk kez Dünya Kupası’na katılma fırsatı yakaladı. Efsane kadromuza karşı da forma giyerek ağlarımızı havalandıran Fritz Walter ve takım arkadaşları yarı finale kadar yükselerek Avusturya ile karşı karşıya geldi. Avusturya karşısında toplam 6 gol bulan Batı Almanya’nın 4 golüne Fritz Walter ve kardeşi Ottmar imza attı. Bu sonuçla Alman Milli Takımı tarihinde ilk kez finale yükseldi.

1954 Dünya Kupası’nın yarı finalinde Batı Almanya, seneler önce Fritz’in hayatını kurtaran muhafızın memleketi Macaristan ile final mücadelesine çıktı. Daha maçın başındayken 2 – 0 geriye düşen Alman Milli Takımı, Fritz’in ateşlemesiyle sahada devleşerek skoru 3 – 2’ye getirerek ilk kez Dünya Kupası’nı kazanmanın zaferiyle adeta sarhoş oldu.

1942 senesinde Budapeşte’de Macaristan karşısında takımını geri döndüren gollere imza atarak hem ülkesinin hem de kendisinin kurtuluşunu sağlayan Fritz Walter, 12 yıllık aranın ardından aynı ülkeye karşı başka bir dönüşle ülkesinin kaderini de kurtardı.