TÜRK FUTBOLU KENDİNE ÖZGÜ TRANSFER MODELİNİ BULUYOR

Süper Lig’in son birkaç sezonuna yurt dışından transfer edilen genç oyuncular damga vurmaya devam ediyor. Türk takımları, son zamanlarda pek parlak performans grafiğine sahip olmayan yabancı oyuncuları kadrosuna katarak onların saha içindeki performanslarının arttırılmasının yanı sıra maddi değer olarak da yükselterek büyük başarılara imza atmaya çabalıyor.

Son zamanlarda hem Avrupa futbolunda hem de Türk futbolunda sık sık önümüze çıkan bir sistemle karşılaşıyoruz. Kulüpler, kendi ekonomik gelirlerini düzenleyebilmek adına yeni bir yönteme başvuruyor.

İdeal yaşta genç ve düşük maliyetteki futbolcuları ince eleyip sık dokuyarak bulup, takımları için yeterli performansı gösterdikten sonra başka ekiplere satıp bundan oldukça büyük bir gelir elde etmeyi amaçlıyorlar. Son birkaç sezondur Süper Lig’de de oldukça fazla karşımıza çıkan bu olayı sizin için derledik.

Süper Lig ve Keşfedilmemiş Oyuncular

Süper Lig takımları, Avrupa’daki sistemi takip ederek henüz kariyerinde önemli bir şekilde ilerleyememiş fakat gelecek vadeden futbolcuları bulmak için kollarını sıvadı. Düşük maliyetli futbolcuları geliştirerek bonservislerinin katlanması sonucuyla büyük gelir elde eden kulüpler bu sistem ile doğru transfer modeli bulduklarını düşünüyorlar.

Giresunspor yetkilileri Arnavutluk’ta forma giyen Vedat Muriqi, bonservissiz renklerine kattı. 2014’te ülkemize gelen genç futbolcu 7 sene boyunca Süper Lig’in birçok takımında pişerken her gittiği kulübe maddi olarak da büyük katkılarda bulundu. Yugoslav futbolcu, bugün toplam 25 milyon Euro bonservis ücretine sahip.

Vedat Muriqi’nin eski takım arkadaşı Eljif Elmas, daha 18 yaşındayken Rabotnicki takımda keşfedildi. Fenerbahçe tarafından fark edildi. Sarı – lacivertli kulüp, 180 bin Euro’ya kadrosuna kattığı Eljif Elmas alım fiyatının tam 88 katına yani 16 milyon Euro’ya İtalya ligine transfer edildi.

Düşük Maliyetli Boupendza, Bu Sezonun Gol Krallığında Bulunuyor

Spor Toto Süper Lig’in 2020 – 2021 sezonuna damga vuran futbolcular genellikle keşif transferlerin arasından çıktı. Çok uygun maliyetlerle kadroya dahil edilen oyuncular aynı zamanda takımlarına da en çok katkı sağlayan rütbesine eriştiler.

Süper Lig’in bu sezonunda gol krallığına adını yazdıran Aaron Boupendza, takıma düşük maliyetli gelecek vadeden futbolcu olarak katıldı. Golcü futbolcu sahada öyle bir performans sergiledi ki gol krallığına kadar uzandı. Eğer Boupendza kendisi için belirlenen 8 milyon Euro’luk bedele transfer olursa çok kısa bir sürede değerini tam 40 kata katlamış olacak.

Süper Lig’in 2019 – 2020 sezonunun şampiyon takımı Medipol Başakşehir, 2011 yılında Zeljeznicar takımından yalnızca 400 bin Euro’ya transfer edilen Edin Visca’yı adeta küllerinden yeniden doğurdu. Boşnak yıldız, Süper Lig kariyerinde toplam 200’ün üzerinde üstünde gole katkıda bulunurken İstanbul temsilcisinin ilk şampiyonluğunda da büyük bir rol oynadı. Son piyasa verilerine göre Edin Visca, bonservis değerini 13 milyon Euro’ya kadar çıkardı.

Kariyerli Mi Yoksa Genç Kariyersiz Futbolcu Mu?

Avrupa’nın büyük futbol kulüpleri içerisinde bulunmayan kulüpler, uluslararası alanda yer alan büyük ekonomilerle mücadele etmekte oldukça zorlanıyorlar. Bu sorun yüzünden başarıyı yakalama ve bunu sürdürme konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor.

Aynı durum Süper Lig ekiplerimizin de sık sık rastladığı bir olay haline geldi. Böylelikle Türk futbolu için de bir tartışma konusu ortaya atıldı: Kariyerli futbolcu almak mı yoksa genç futbolcuya yeni bir kariyer inşa etmek mi? Öncelikle doğru ve uygulanabilir bir transfer modelinin oluşması için bu sorunun kesin bir cevaba ulaşması gerekiyor.

Ülkemizde ekonomisini belirli bir çizgiye getirmek isteyen kulüplerde 2015 yılından itibaren 5 milyon Euro ve üzeri bedel ile yurtdışına ihraç edilen 20’den fazla futbolcu bulunuyor. Bu yıldızların büyük bir bölümü gittikleri takımlarda adeta yıldızlaşarak sahada yüksek bir performans sergileyerek Türkiye ligleri için de iyi birer referans haline geliyorlar. Bu örneklerin ardından aslında Türk futbolu hangi tarafa daha yakın olduğunu açıkça belli ediyor.

Türk takımları arasından giderek kar etmeye başlayan takımların sayısı 2010 yılının ilk diliminde 6 iken 2015’ten bu zamana kadar 16 kadar yükseldi.